fbpx

Geçtiğimiz yazıda nitelikli oyundan ve oyuncaklardan bahsetmiştik. Bu yazımızda bu konuyu biraz daha ayrıntılı hale getirecek ve bazı uygulamalardan bahsedeceğiz.

Son zamanlarda daha sık duyduğumuz bazı kavramlar var;  “üstün yeteneklilik, üstün zeka, IQ puanı veya IQ testleri…” Bu terimlerin her biri son zamanlarda ebeveynler için daha çok önem arz etmekte. Peki nedir bu üstün zeka denilen şey? Aslında pozitif bir engellilik durumudur. Çünkü üstün zekalı ya da üstün yetenekli çocuk, adına her ne denirse densin problemi olan çocuk demektir. Evet bazı şeyleri yaşıtlarından çok daha iyi ve etkili yapıyor olabilir ama bu, ona beraberinde birçok sorun da getirmektedir. Ki eğitim sistemi içinde bu tür çocukları tanıyıp onlara eğitim verebilecek öğretmen sayısının azlığı ve eğitim sistemimizde bu çocukları destekleyen programların olmadığını göz önünde bulundurursak, çocuklar için problem daha ciddi bir hale gelmektedir.

Bu çocukları tespit ederken kullanılan yöntemlerden ve tespit edildikten sonraki süreçten bahsedelim. Öncelikle bu testlerin tamamı çok ama çok eski testler… Mesela en çok kullanılanlardan, Stanford-Binet testi 1906 yılında, Wisc-r zeka testi 1979 yılında kullanılmaya başlanmıştır. O yıllara ait testlerin günümüzde uygulandığını göz önünde bulundurursak birçok çocuğun üstün yetenekli çıkması sizce de olası değil mi? Ki şöyle bir gerçek var ; Mesela Binet’in bu testi yapma amacı sanıldığı gibi üstün yeteneklileri tespit etmek değil, aksine başarısız olanları tespit edip başarılı olmalarına yardım etmektir. IQ nun, öğrencileri zeka değerlerine göre sıralamasına da şiddetle karşı çıkmıştır. Fakat günümüzde bu testler maalesef etiketleme amaçlı kullanılıyor ve maalesef güvenilir sonuçlar da elde edilemiyor. Son dönemde yapılan araştırmalar, 11 yaşına kadar yapılan testlerin akademik başarıyı öngörmede de oldukça yetersiz olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni erken yaşta beyin gelişiminin henüz tamamlanmamış olması. Erken yaşta yapılan testler, yalnızca eğitimli ailelerin çocuklarının öne çıkmasını sağlıyor. Bu yüzden mutlaka erken yaşta bir tarama yapılması gerekiyorsa gelişim ölçen AGTE (Ankara Gelişim Tarama Envanteri) ve Denver II gelişimsel tarama testleri daha uygun görülüyor. Ki yurtdışında üstün yetenek programlarına öğrenci seçerken IQ skoru sadece %20 lik bir önem taşımaktadır. Bu da testlerin genel geçerliği konusunda bize bazı ipuçları veriyor.

Diyelim ki üstün yetenekli olduğu bir şekilde tespit edilen bir çocuğunuz/öğrenciniz var. Bu çocuğa yapılacak en doğru yaklaşım ona bunu kesinlikle söylememektir. Çünkü eğer bunu ona söylerseniz, ihtiyaç duydukları en önemli şeyi ellerinden almış olursunuz. Neyi mi? Kendi akranlarıyla iletişim kurma ihtiyacını elbette. Bu çocuklar bir şekilde zaten kendi akranlarından farklı olduklarını hissederler ama bunu bir yetişkinin ona söylemesi, onu akranlarından uzaklaştıracak ve tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Bir şekilde üstün etiketi yapıştırılan bir çocuk mükemmel olma baskısı altında, risksiz ve hata yapmayacağı etkinlikler seçerek mükemmel olma ünvanını yitirmeme çabası içinde bulur kendini. Bu da yeni bir beceri edinmesini güçleştirirken aynı zamanda sahip olduğu yeteneğinin de körelmesine sebep oluyor. Eğitimcilerin bu çocuklara yaklaşımı, onu sınıf içinde ayrıştırmadan ekstra görevler vermek ve onu eğitim anlamında tatmin etmek olmalıdır.

Çocuklarda IQ puanından daha önemli olan aslında potansiyel yükseltmektir. Bir çocuğun potansiyelini yükseltmek aslında beraberinde IQ puanı artışı vb sonuçları da doğurur. Zaten bir önceki yazmızda da zeka oyunlarının IQ puanını artırdığı sonucuna varıldığından bahsetmiştik. Bazı çocuklar kendilerini diğer çocuklara göre çok daha fazla geliştirebilir. Bu aşamada genler elbette önemli fakat asıl önemli olan içine doğduğu çevre, aile ortamı ve o ortamda yaşanan deneyimlerin kalitesidir. Çünkü yetenek dediğimiz şey aslında genlerin çevre ile etkileşimi sonucunda ortaya çıkıyor. Sıkı ve düzenli çalışma ve aynı zamanda motivasyonu yitirmeme de potansiyelin yeteneğe dönüşmesinde oldukça etkili… Genelde çocuklar çalışmaktan hoşlanmıyor. Çünkü çalışmaları istendiğinde tüm eğlenceli buldukları faaliyetleri bir kenara bırakmak zorunda kalıyorlar. Bu konuda yapılan araştırmalarda, çocuklarını geliştirmeye yönelik faaliyetlerde bulunan ailelerin çocuklarının, çalışmak eylemine daha sıcak baktıkları görülüyor. Bu kadar dikkat dağıtıcı etkenin olduğu bir çağda çocuklarına konsantrasyon ve çalışma becerisi kazandıran aileler belki de hem çocuklarının hem de dünyanın geleceği için en önemli yatırımı yapıyorlar. Peki yetenek nasıl geliştirilir?

Yetenek dediğimiz şey de aslında çok yönlü bir kavram. Bazı nörobilim araştırmaları beyinde bulunan ve miyelin adı verilen beyaz madde ile yetenek arasında son derece yüksek bir bağlantı olduğunu söylüyor. Mesela Einstein’in beynine otopsi yapıldığında oldukça yüksek miktarda miyelin tespit edilmiş. Aynı zamanda yapılan bazı araştırmalar da, miyelinin okuma, konuşma, öğrenme becerileriyle de yakından ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Aynı kas gelişiminde olduğu gibi, ağırlığı yavaş yavaş artırınca kaslar nasıl gelişiyorsa, düzenli çalışmayla da miyelin miktarı artıyor. Ayrıca miyelin bir kez çoğaldı mı azalmıyor. Bu söylediğimiz, futboldan müziğe, matematikten dansa kadar birçok beceri için geçerli. En önemli bilgi ise herkesin hayat boyu miyelin düzeyini artırabilmesi. Fakat elbette bu artış çocukluk döneminde daha hızlı oluyor, 30’lu yaşlarda bir azalma olsa da bu artış hayat boyu devam ediyor.  Miyelinin artmasında rol oynayan bir diğer faktör de hata yapmak. Hatalara dikkat edip onları düzeltmeye odaklanmak yeteneğin gelişmesinde önemli bir rol oynuyor. Yani zeka oyunlarının oynanması sürecinde en sık rastlanan davranış hata yapmak. Bir oyunu oynarken hata yapar ve tekrar tekrar uğraşarak o hatayı düzeltir. Bu hem yeteneğini geliştirirken aslında odaklanma becerisini ve çalışma azmini de destekler. Sonuç olarak bu tür oyunlarla ne kadar çok vakit geçirirse ve ne kadar erken başlarlarsa yeteneklerini geliştirme, yeni beceriler kazanma, odaklanma gibi davranışları da o derece gelişmiş olacak. Elbette zeka oyunlarının faydaları bu kadarla sınırlı değil. Bir sonraki yazımda farklı uygulama ve araştırmalara yer vererek daha ayrıntılı bilgi vereceğim.

Keyifli okumalar dilerim…