fbpx

Okul hayatı herkes için unutulmaz, tatlı, acı anılarla geçer. Okul yaşamı sadece derslerden ve öğretmenlerden ibaret değildir. Okul, çocukların ve gençlerin aynı zamanda sosyalleşerek derslerin yükünü hafiflettiği, bazı kurallara uyumun gerektiği, sosyal yaşamın tam kendisidir.

Çocuk veya genç bireyselleşme çabası içindedir. Burada bazen aileye, arkadaşlara bağlılık sorun olarak önümüze çıkabilir. Mümkün olduğunca aileler, çocuklarını bireyselleştirebilecek çaba içinde olmalıdırlar. Hedef, önceleri büyük tutulmadan erişilebilir özellikte olmalıdır ki çocuğun, gencin kendine güven duyması desteklensin.

Ayrıca da, çocuklar kendilerine ait problemleri kendileri çözebilir yeterlikte olmalı; aile buna fırsat vermelidir. Ona güvendiklerini gösterip, her girişimde bulunduğunda ” ben yardım ederim” cümlesini kurmamalıdırlar.

Sınıflarda, kendini çekingen hisseden çocuklar, önce çevrelerinde olup,bitenleri izleyebilecek şekilde pozisyon almalıdırlar. Telaşlanmadan ve arkadaşım olmayacak mı? paniği yaşamadan, önce güler yüzle çevrelerine POZİTİF elektrik yaymalıdır. Öğrenci, bakımlı, saçları düzgün şekilde taranmış, kılık kıyafeti kendine önem verdiğini gösteren tarzda olmalıdır ki; başkaları da size önem versin. Bu, pahalı, marka kıyafetler giymek anlamında değildir.

İletişim ve ilişki kurma, sadece konuşma ile olmaz, burada beden dili çok şeyler söyleyecektir. Belki de konuşmanın bile önüne geçecektir. Bu nedenle, karşıdan gelebilecek uyaranlara karşı öğrenci hazır olmalıdır. Belki bir gülücük gelecektir, belki bir göz göze gelmek olacaktır.

İçinizden kendiniz hakkında güzel şeyler düşünüp, iyi yaptıklarınızı hatırlayın. Bunlar sizi yüreklendirecektir. Herkesin farklı olduğunu düşünüp, hep iletişim için karşı taraftan beklenti halinde olunmamalıdır.

Zaten, sınıflarda her özellikte öğrenci olduğu için atılgan öğrenciler, çekingen olanların işini kolaylaştırabilir. Öğrenci aynı gün içinde herkesle arkadaş olmak zorunda hissetmemelidir, kendini… Bu onda stres yaratır, hatta olan stresini daha da artırır.

Aşırı kendini ortaya koyabilen öğrenciler, diğer öğrenciler arasında sindirilme, çekingenlik duygusu da yaratabilir. Burada sınıf yönetimi çok önemlidir. Öğretmen bu öğrencilerini iyi bir şekilde değerlendirebilmeli ve onların sınıfta baskı unsuru oluşturmalarına izin vermemelidir.

Karşı tarafı anlamak, kendinizi önce anlatmaktan kazançlı olabilir. Öğrenci, duruma göre strateji geliştirmeyi deneme-yanılma yoluyla öğrenmelidir.

Anlamada kendisini başkasının yerine koyarak düşünebilme – empati – ye önem verilmelidir. Örneğin, küçük yaşlarda çocuk arkadaşına zarar verdiyse onu cezalandırmada katkıda bulunacak yöntem tercih edilmelidir. ” ya kendisine böyle bir şey yapılsaydı, kendisi ne hissederdi? ” şeklinde düşündürmek daha etkili sonuç verecektir. Böyle eğitilen çocuklar, okulun ilk günlerine daha yumuşak geçiş yapabileceklerdir.

Bazen, bu durum ailenin çocuğuna kıyamamasından dolayı biraz vahim geçebilir. Ancak, sorunların çözümü, için öğrenci kendi haline bırakılsa ve ”sen bunları aşabilecek kapasitedesin, sana güveniyorum” şeklinde kararlı ifadeler öğrenciyi yüreklendirecek ve bu durumu başardığı için kendine olan güveni sağlamlaşacaktır.

Ailenin desteği, çocuklarını bebeklik döneminden başlayarak, sosyal ortamlarla tanıştırmak, pozitif, güler yüzlü insanlarla iletişim ortamında bulundurmaktır. Önce az kişi ile olan iletişim yavaş yavaş artırılarak devam etmelidir. Zaman içinde çocuk çevresinde hep pozitif yaklaşımlı kişiler olmadığını öğrenecektir. Ancak, sosyalleştikçe ve kendine duyduğu güvenle işin içinden başarı ile çıkabileceğini öğrenecektir.

Tabii ki okul hayatın kendisi değil; ancak örneklemidir. Bu nedenle, öğrencilerimizi gelecek hayatlarına hazırlamak için duygularımıza yenik düşmeden, onları güçlendirici ifadeler kullanmak çok önemlidir.

Okul sonrası hayat, İLETİŞİM ve İLİŞKİ KURMA dır.